Yine, yeniden. {

Yine, yeniden.

{

(Kaynak: varolmaak)

When it gets down to having to use violence, then you are playing the system’s game. The establishment will irritate you – pull your beard, flick your face – to make you fight. Because once they’ve got you violent, then they know how to handle you. The only thing they don’t know how to handle is non-violence and humor.

John Lennon

Stop trying to control everything, just let go.

{

Dünya Sanat Günümüz kutlu olsuun.

Saat olmuş gecenin ikisi. Pencereye tünedim, bir sigara yaktım. Yatağını ıslatıp, annesi kızmasın diye üfleyerek kurutmaya çalışan bir çocuğun çaresizliğiyle yaktım bütün mumları, oda kokmasın diye. 19 yaşındayım. 19 yılda bu dünya için ne yaptım diye düşünüyorum. Sevdiklerim için, beni sevenler için. Pek de bir şey bulamıyorum. Belki bir iki fidan diktim, belki birkaç hediyeyle gülümsettim. Onlar için ne yapmadım diye düşünüyorum sonra. Bu kez diziliyor pek çok şey aklıma. Birçok hayal kırıklığı yaşattım insanlara, yaktığım her sigarayla kötülük ettim doğaya. Ağlattığım insanlar oldu belki istemeden. Hayatını mahvettiğim biri oldu. Kendim için ne yaptım diye düşünüyorum. Kitap okudum. Başka da bir şey bulamıyorum. 19 yıl. Ve mutluyum. Bilinçsizce mutluyum. Bilinçsizliğimden mutluyum. Hayattan bir şey beklemediğim için mutluyum. İnsanlardan daha iyisini beklemediğimden, ya da kendimden. Bilinçsiz bir mutluluk benimki dibine kadar bilincinde olduğum. Yapmam dediğim ne varsa yaptım. Artık demiyorum böyle şeyler. Beylik laflara lüzum yok. Artık kendimden de her şeyi bekliyorum. Niye bu kadar güleçsin diyorlar, niye her şeye gülüyorsun. Gülmek için neden gerekmez ki, hele ki gülmemek için bunca nedenin olduğu bir dünyada. Hayal kurmuyorum sonra. Çok kurardım eskiden. Sonra yavaş yavaş anladım hayallerin ne denli zararlı olduğunu. Eninde sonunda hayal dünyandan sıyrılıp gerçek dünyaya dönmen gerektiğini canım yana yana öğrendim. Sonra vazgeçtim ben de. Çok vazgeçerim ben. Çabuk vazgeçerim. Bir şey olmayacak gibi gözükürse gözüme, hemen bırakıveririm. O denli de umursamazım işte. Yolsuzum sonra. Yolum yok. Umutsuz değilim ama. Umut ettiğin bir şey olmazsa umutsuz olman için de bir sebep olmaz çünkü. Tanrım nası bir paradoksmuş bu umut. Şimdi fark ediyorum. Gelişi güzel yazıyorum. Gelişine. Niye bilmiyorum. Artık susman gerektiğini hissediyorum. Neyse ben artık yatıyorum.

{
{

Our great war is a spiritual war, our great depression is our lives.